Sanayide Çevre Bilincimiz Çevre Cezalarıyla Sınırlı

Sanayide Çevre Bilincimiz Çevre Cezalarıyla Sınırlı
Kendi güvenliğimiz için ön koltuklarda emniyet kemeri zorunluluğu ve kemersiz yakalananlara ciddi para cezaları yazılmaya başlanan ilk dönemleri hatırlarsınız. Hepimize zor gelmiş; çoğumuz “mış” gibi yapmaların yolunu aramış; kemer takmadığımızda uyarı sinyali veren yeni nesil araçları kandırmak için alttan’ arkadan bağlayanlarımız olmuş; hatta uyarı sistemini susturmak için kilide takılmak üzere satılan, kemersiz plastik adaptörler bile çıkmıştı piyasaya.
Ceza korusuyla, kararlı ve sürekli denetim ve can yakan ceza dekontlarıyla, söylene söylene yola geldik. Simdi kemer takmazsak camdan fırlayacakmışız gibi hissediyoruz kendimizi ama bu bilince yükselmemiz için uzunca bir süre bir “günah” ve “cehennem” tehdidi gerekti hepimize.
Şimdi sanayicimizin son onbeş – yirmi yıldır içinden geçtiği “gelişen çevre bilinci” süreci de tıpkı bu durumda. Vurduruyorduk bir artezyen; kuyularımızda sayaç da yok ne güzel: ne kadar su harcadığımızı hiç düşünmeden bol bol, özgürce kullanıyorduk suyu. Kanlı yağlı kesimhane atıksularını, krom nikel banyo sularını, tonlarca tekstil, gıda işletmesi atıksularını salıyorduk dereye gidiyordu. Yedi taşa çarpıp temizlenirdi nasıl olsa.
Sonra birileri geldi; “bak cezası büyük” dedi; “arıtma tesisi kuracaksın”; rahatlık bölgemiz bozuldu. Su tüketimimiz hoyratça; bir sayacımız bile yok; günlük debimizi kestirmemiz bile imkansız. Bir kaç teklif alıp araştırdık; ciddi ilk yatırımlar, ciddi işletme maliyetleri çıktı karşımıza.
Yasadan kaçabildiğimiz kadar kaçtık. Ankara’ dan hatırlı tanıdıklar bulmaya çalıştık yatırımı ceza yemeden ne kadar öteleyebiliriz diye. Bu arada Kemalpaşa gibi kiraz bahçelerinin , akan dereleriyle meşhur pek çok mesire yerinin, gelişen sanayi ile parsel parsel tarıma kapanıp sanayi arazisi olması yetmezmiş gibi, 7 – 8 metrelerdeki yeraltı su seviyeleri 700 – 900 metrelere gerilettik; eskinin billur sularında, bu derinliklerde bile siyanür çıkmaya başladı; olsun biz sanayiciler ülkemiz için vardık ve kaç kişiye istihdam sağlayan velinimeti idik çevremizin.
Arıtma kurmak zorunda olduğumuza üst üste can yakan ceza ve kapatılma korkusuyla er geç ikna olduk ama bu seferde, iş bitiriciyiz ya - en uygun fiyatı veren, en ucuz yatırımı kim öneriyorsa ona inanmak istedik. Çalısmayan, atıksuyu daha da kirleten, etrafa koku yayan tesislerimiz oldu. Bu sefer, arıtmalarımız iyi çalışıyor mu diye,çıkış suyumuzu denetlemeye kalktılar; çok sinirlendik; “hiç arıtma kurmayanlar var; onlara gitseler ya” diye. Eh, haklıydık.
Çıkış suyumuzu iyi göstermenin yollarını aradık. Yapamaz hale gelince, daha çok paralar ödeyerek tesislerimizi büyütmek, revize etmek zorunda kaldık. Eski arıtmacılarımıza kızdık; baştan diğerleri daha pahalı diye inanmak istediğimiz kişileri günah keçisi ilan ettik.
Sonra arıtma çamurları dert oldu başımıza. Dereyi kirletmeyelim diye 40 – 50.000 TL aylık elektrik parası vererek içindeki kirliliği çamura hapsettiğimiz koca tesislerimizin arıtma çamurlarını, gece kimse görmezken aynı dereye verdik.
Tonlarca atıksuyun arıtıldığı, ağır yük, nem rutubet içinde çalışan pompalarımızı, koca hava körüklerimizi yedeksiz çalıştırdık; ‘koca tesis kurduk zorla; bir de çifter çifter mi alacağım ekipmanları” dedik. Bozulan pompamız iki ay servise gitti; ciddi ceza riski altında biz tesislerimizi bypassa geçirdik; çoğu zaman yakalanmadık ama yine olan derelerimize oldu.
Ama Çevre Bakanlığı inatçı çıktı. Cezalarla döve döve bize hem arıtma yaptırdı; hem revizyonlarına zorladı; hem de çıkış sularımız her dakika denetleniyor. İstenen kalitenin birazcık üzerinde tek bir analiz çıksın – cezası 40.000 TL’ den başlıyor. Uluslararası çalışan firmalara, müşterileri çevreye uygunluklarını sormaya başladı. ISO ve bunun gibi kalite yönetim standartları çevre fasılları çıkardı. Yükselen değerler hep çevreye saygı gerektirir oldu. Bir de’ mahkemeye çıkıyor ceza yiyen şirketlerin imza yetkilileri; ceza mahkemesinde isin içerisinde kasıt var mı, sorgulanıyor. Beş yıl hapis cezası var ayrıca tespit olunursa bu kastın ucunda.
Eh, biz de arıtma fikrine alıştık; üretim maliyetlerimizin içinde zorunlu bir yatırım ve işletme gideri olarak görmeye başladık yavaş yavaş.
Neyse ki, bu süreçte Çevre Bakanlığı tüm çevre cezalarını devletimizin faydalı kurumu TOKİ’ ye yönlendirdi de, cezalarımız güzel güzel gökdelenleri besliyor; yani yine bizlere dönüyor.
Aslı Musal
Aslı Musal Egesis Yönetim Kurulu Başkanı aslimusal@egesis.com.tr